Kurumsal Yönetim ve Pay Devirleri

Şirket Ne Zaman Hayır Diyebilir: Anonim Şirkette Pay Devrinin Sınırlandırılması, Ret Sebepleri ve Gerçek Değerle Devralma Önerisi (TTK m. 490-498)

Bir Türk anonim şirketine ortak olan yabancı yatırımcı, payın dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da bedelini ödeyene satılabilecek bir malvarlığı değeri olduğunu varsayar. Türk hukuku da aynı noktadan başlar: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. Güçlük, cümlenin ikinci yarısındadır. Türkiye'de halka açık olmayan anonim şirketlerin önemli bir kısmının esas sözleşmesinde bir onay şartı, uygulamadaki adıyla bir bağlam hükmü bulunur; böyle bir hüküm varsa, tarafların imzaladığı, bedeli ödenmiş ve kutlanmış bir devir, alıcının elinde satıcıya karşı bir alacak hakkından başka hiçbir şey bırakmayabilir. Mekanizma kesin çizgilerle ve şirketler hukuku için alışılmadık ölçüde süreye bağlı olarak düzenlenmiştir. Şirket yalnızca Kanun'un izin verdiği sebeplerle ret kararı verebilir; yanlış sebeple ya da geç reddederse onay verilmiş sayılır. Payları gerçek değeriyle satın almayı önererek reddederse, kendi süreleri olan bir değerleme usulü başlar. Paylar miras, mal rejimi veya cebrî icra yoluyla geçmişse şirketin ret alanı daha da daralır. Bu rehber TTK m. 490-500 hükümlerini, bir sınırlamanın esas sözleşmeye konulması için gereken yüzde 75 nisabını, borsaya kote paylardaki farklı rejimi ve yabancı bir alıcının, satıcının ya da azınlık pay sahibinin bunlara dayanmadan önce kontrol etmesi gerekenleri ortaya koymaktadır.

1. Kural: Serbest Devir ve Nama Yazılı Payın Gerçekte Nasıl El Değiştirdiği

TTK m. 490 iki şey söyler. Birincisi, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilir. İkincisi, hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Bu ikinci cümle mekaniği anlatır: senede bağlanmış nama yazılı payda satıcı senedi ciro eder ve teslim eder. Küçük ölçekli Türk şirketlerinde sık rastlanan senede bağlanmamış paylarda ise devir yazılı bir devir beyanıyla yapılır; bu, kıymetli evrakın devrine ilişkin m. 647'deki, nama yazılı senetlerde yazılı devir beyanı aranacağı yönündeki genel kuralla uyumludur.

Devrin tek başına yapmadığı şey, alıcıyı şirket nezdinde pay sahibi kılmaktır. TTK m. 499, şirketin senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle intifa hakkı sahiplerini ad, soyad, unvan ve adresleriyle pay defterine kaydetmesini öngörür. Payın usulüne uygun devredildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. Her uyuşmazlıkta belirleyici olan cümle ise m. 499/4'tür: şirketle ilişkilerde sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi olarak kabul edilir. Elinde ciro edilmiş senet bulunan ama henüz deftere yazılmamış alıcı genel kurula katılamaz, oy kullanamaz, şirketten kâr payı alamaz; bu hakları defterde kim görünüyorsa o kullanır.

Onay mekanizmasının devreye girdiği yer de defterdir. Esas sözleşmede bağlam hükmü varsa, kaydın yapılıp yapılmayacağını şirketin onay ya da ret kararı belirler. Devralan kaydı yanlış beyanla sağlamışsa TTK m. 500 şirkete, ilgililerin görüşlerini alarak kaydı silme ve silinmeye ilişkin yazılı bilgiyi derhâl verme imkânı tanır. Nama yazılı payları Merkezî Kayıt Kuruluşu tarafından kayden izlenen şirketler için m. 499/5 sermaye piyasası mevzuatını saklı tutar; halka açık şirketlerin 7 nci bölümde anlatılan ayrı yolu izlemesinin sebebi budur.

Bir Türk anonim şirketinin yönetim kurulu üyeleri ve hukuk danışmanları toplantı masasında pay devri başvurusunu ve pay defterini inceliyor
<b>Onay bir şekil şartı değil, bir karardır</b>TTK m. 494 uyarınca şirketin devir başvurusunu reddetmek için üç ayı vardır ve ret ancak m. 493'teki sebeplere dayanabilir. Başka bir sebeple verilen ya da geç kalan ret, onay hükmündedir.

2. İki Tür Sınırlama: Kanunun Getirdiği ve Esas Sözleşmenin Ekleyebileceği

Kanun, kanuni sınırlama ile esas sözleşmeyle getirilen sınırlamayı ayırır; ayrım önemlidir, çünkü ret sebepleri farklıdır.

Kanuni sınırlama (TTK m. 491). Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, devir miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşmedikçe ancak şirketin onayıyla devrolunabilir. Şirket onay vermeyi sadece devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemişse reddedebilir. Gerekçe alacaklıların korunmasıdır: ödenmemiş bakiye şirketin alacağıdır ve şirket ödeme gücü olan bir borçluyu ödeme gücü olmayan bir borçluyla değiştirmek zorunda bırakılmamalıdır. Bu sınırlama, esas sözleşme devir hakkında bir şey söylesin söylemesin mevcuttur.

Esas sözleşmeyle sınırlama (TTK m. 492). Madde 492/1, esas sözleşmenin nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörmesine izin verir. İznin kapsamı bundan ibarettir: bir onay şartı. Esas sözleşme devri tümden yasaklayamaz, onay kararından bağımsız işleyen bir devir yasağı koyamaz ya da şirket dışındaki bir üçüncü kişinin muvafakatini arayamaz. Madde 493/7 kapıyı açıkça kapatır: esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz. İki kural tabloyu tamamlar. Madde 492/2 uyarınca aynı sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir; pay sahibi satmak yerine intifa hakkı tanıyarak bağlam hükmünün etrafından dolaşamaz. Madde 492/3 uyarınca şirket tasfiyeye girince devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer, çünkü pay sahiplerinin kim olacağını denetlemenin amacı işletmeyle birlikte ortadan kalkmıştır.

Bunun kaleme alma açısından sonucu şudur: Türk uygulaması asıl işini bağlam hükmünün etrafında değil içinde yapar. Esas sözleşme devrin onaya bağlı olduğunu söyler, ardından onayın hangi önemli sebeplerle reddedilebileceğini tanımlar; m. 493'ün devreye girdiği yer burasıdır.

3. Sınırlamanın Sonradan Getirilmesi: Yüzde 75 Nisabı ve Altı Aylık Çıkış Penceresi

Serbestçe devredilebilir paylarla kurulmuş bir şirket sonradan bağlam hükmü ekleyebilir; ancak olağan bir kararla değil. TTK m. 421/3, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarını gerektiren esas sözleşme değişikliklerini sayar; (c) bendi nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasıdır. Aynı listedeki diğer iki kalem şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi ve imtiyazlı pay oluşturulmasıdır; bu, kanun koyucunun tedbiri nasıl derecelendirdiğini gösterir: pay sahiplerinin yaptığı anlaşmanın yapısal bir değişikliği olarak görülür, olağan bir düzenleme olarak değil.

Madde 421/4 alışılmış kaçış yolunu kapatır. Olağan değişikliklerde ilk toplantıda nisap sağlanamazsa daha düşük nisaplı ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci ve üçüncü fıkralardaki nitelikli değişikliklerde ise ilk toplantıda ulaşılamayan nisap izleyen toplantılarda da aynen aranır. Dolayısıyla yüzde 60 ya da 70 pay sahibi bir çoğunluk, yüzde 25'ten fazlasını elinde tutan bir azınlığın itirazına rağmen kaç toplantı çağrılırsa çağrılsın bağlam hükmü getiremez.

Aynı maddenin altıncı fıkrasında, inceleme sırasında sıkça gözden kaçan koruyucu bir kural vardır. İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildir. Başka bir deyişle, köklü bir değişiklikle karşılaşan muhalif pay sahibine bağlam hükmünden bağımsız olarak çıkabileceği bir pencere tanınır. Kural dardır: her esas sözleşme değişikliğiyle değil yalnızca bu iki kararla tetiklenir ve toplantıdan değil ilandan itibaren işler.

Bir pay paketi satın alan yabancı yatırımcının not etmesi gereken ters yönlü bir güvence daha vardır. Şirket mevcut bir bağlam hükmünü genel nisap kurallarıyla, olağan bir değişiklikle her zaman kaldırabilir; nitelikli yüzde 75 eşiği yalnızca sınırlamanın getirilmesi ya da ağırlaştırılmasında aranır. Bu yüzden esas sözleşmeyi kapanış tarihindeki hâliyle okumak yeterli değildir; pay sahipliği yapısı ve herhangi bir grubun yüzde 75'e fiilen ulaşıp ulaşamayacağı da birlikte değerlendirilmelidir.

Şirket sekreteri ve avukat bir Türk şirketinin ofisinde pay defteri kaydını ciro edilmiş pay senedi ve genel kurul kararıyla karşılaştırıyor
<b>Karar defterindir</b>TTK m. 499/4, şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı kişiyi pay sahibi sayar. Deftere hiç ulaşmayan ciro edilmiş bir senet alıcıya genel kurulda bir koltuk değil, satıcıya karşı bir alacak hakkı verir.

4. Hukuka Uygun Üç Ret Yolu (TTK m. 493)

Madde 493 asıl işleyen hükümdür ve yapısı kapalı bir liste olarak okunmalıdır. Esas sözleşmesinde onay şartı bulunan şirket devir başvurusunu üç yolla reddedebilir; yalnızca bu üç yolla.

Birincisi, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebe dayanmak. Madde 493/1 şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi (önemli sebep) ileri sürerek istemi reddetmesine izin verir. İkinci fıkra neyin bu niteliği taşıdığını tanımlar: pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa önemli sebep oluşturur. Bu sınavı geçen tipik hükümler bir aile şirketini aile içinde tutan, bir teknoloji şirketini rakiplere kapatan, bir meslek ortaklığını ruhsatlı uygulayıcılarla sınırlayan ya da bir ortak girişimi ortağın rakibinden koruyan hükümlerdir. Yalnızca “yönetim kurulu takdiren reddedebilir” diyen hükümler kanuni anlamda önemli sebep değildir ve reddi taşımaz.

İkincisi, payları gerçek değeriyle satın almayı önermek. Şirket, devredene payları başvurma anındaki gerçek değeriyle kendi, diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek istemi reddedebilir. Bu, bağlam hükmünün pay sahibini hapsetmesini önleyen çıkış kapağıdır: şirket hem alıcıyı dışarıda tutup hem de satıcıyı içeride kilitli bırakamaz. Öneri gerçek değer (gerçek değer) üzerinden olmalıdır; bu, defter değeri ya da itibarî değer değil, işletmenin bir bütün olarak değeridir; ve ret anında yapılmalıdır, reddedip müzakere vaat etmek yeterli değildir.

Üçüncüsü, kendi hesabına hareket ettiğini beyan etmeyen devralanı kaydetmeyi reddetmek. Madde 493/3 uyarınca devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Hüküm, bileşim hükmünü boşa çıkarmak için kurulmuş inançlı yapıları hedefler: kâğıt üzerinde kabul edilebilir görünen ama esas sözleşmenin dışarıda tutmak istediği biri adına pay tutan bir devralan.

Her sebebin kendi mantığı ve kendi belge izi vardır. Reddi esas sözleşmedeki bir hükme bağlamadan, öneri yapmadan ve kendi hesabına beyanı istemeden “şirket menfaatleri”ne atıf yapan bir ret yazısı üç yoldan hiçbirini kullanmamıştır; m. 494/3 uyarınca haksız ret, hiç ret verilmemiş olmakla aynı sonucu doğurur.

5. Miras, Mal Rejimi ve Cebrî İcra: Reddin Tek Seçeneğe İndiği Hâller

Her devir bir satış değildir. Paylar ölümle, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesiyle ve alacaklının paylara cebrî icra yoluyla el uzatmasıyla da el değiştirir. Kanun bu iktisapları farklı ele alır; aksi hâlde onayın reddi, şirketin pay sahibi olmayı hiç seçmemiş bir mirasçının ya da eski eşin elindeki payın değerine el koymasına yol açardı.

Madde 493/4 uyarınca paylar miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişse şirket, payları edinen kişiye sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Önemli sebep yolu da kendi hesabına beyan yolu da kapalıdır. Şirket mirasçıyı dışarıda tutabilir; ama ancak ödeyerek.

Madde 494/2 ise hak demetini ikiye ayırır. Bu iktisaplarda payların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl devralana geçer; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte geçer. Dolayısıyla mirasçı iktisap anından itibaren payların malikidir ve kâr payına hak kazanır, ancak şirket onay verene ya da onay vermiş sayılana kadar oy kullanamaz. Türk şirketlerindeki tereke uyuşmazlıklarının neden bu kadar sık onay başvurusunun zamanlamasında yoğunlaştığını bu bölünme açıklar: ekonomik değer çoktan geçmiştir, kontrol geçmemiştir.

Borsaya kote nama yazılı paylarda kural daha da yalındır. Madde 495/3 uyarınca bu payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla iktisap edilmesi hâlinde devralanın pay sahibi sıfatını alması reddedilemez.

Yabancı mirasçıların m. 494/1'in pratik bir sonucunu not etmesi gerekir. Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır. Bu cümle hukuki işlemle devirler için yazılmıştır ve ikinci fıkra miras ile cebrî icra iktisaplarında onun yerini alır; ancak bir aile düzenlemesi mirasla geçiş yerine satış ya da bağış biçimini almışsa birinci fıkradaki genel kural uygulanır ve devralan onaya kadar şirkete karşı hiçbir hak ileri süremez.

6. Susma, Süreler ve Gerçek Değer Usulü (TTK m. 493/5-6, 494/3)

Uyuşmazlıkların çoğunu belirleyen hükümler süreye ilişkin olanlardır.

Üç ay. Madde 494/3 uyarınca şirket, onaylamaya ilişkin istemi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa onay verilmiş sayılır. Süre istemin şirkete ulaşmasıyla başlar; bu yüzden iyi yönlendirilmiş bir devralan başvuruyu alındı tarihini ispatlayan bir biçimde ve m. 493/3'teki kendi hesabına beyanını da ekleyerek gönderir; böylece şirket sonradan başvurunun eksik olduğunu ve sürenin hiç başlamadığını ileri süremez.

Değerleme. Şirket gerçek değer önererek reddeder ve devreden rakama itiraz ederse, m. 493/5 devralanın payların gerçek değerinin şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenmesini istemesine imkân verir. Mahkeme, şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır ve değerleme giderlerini şirket karşılar. Bundan iki sonuç çıkar. Referans tarihi şirketin ret kararıyla sabitlenir; hiçbir taraf yargılamayı uzatarak konumunu iyileştiremez. Değerlemeyi şirket ödediği için değerin düşük tutulduğundan kuşkulanan pay sahibinin mahkemeye başvurmakla kaybedeceği pek az şey vardır.

Bir ay. Madde 493/6, devredenlerin en sık kaçırdığı hükümdür. Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Şirketin gerçek değer rakamını ya da mahkemenin tespitini alan ve bir ay boyunca hiçbir şey yapmayan pay sahibi satmış olur. Süre müzakereyle uzamaz, ek belge talebiyle durmaz; asıl alıcısına satma seçeneğini açık tutmak isteyen pay sahibi için tek güvenli yol süresi içinde yazılı ret bildirimidir.

Üç süre birbirine bağlıdır. İstenmeyen bir alıcıyla karşılaşan şirket başvurudan itibaren üç ay içinde hareket etmelidir; gerçek değer önererek hareket edebilir; değer, şirketin karar tarihi esas alınarak ve şirketin masrafıyla mahkemede sınanabilir; pay sahibinin ise değeri öğrenmesinden itibaren kabul ya da ret için bir ayı vardır. Bu sıralamayı gözetmeden kurgulanan bir işlem — örneğin onay başvurusu daha yapılmadan kapanışı gerçekleşen bir pay satış sözleşmesi — alıcıyı paylar için değil, satıcıya karşı bir alacak için ödeme yapmış hâlde bırakır.

7. Borsaya Kote Nama Yazılı Paylar: Yüzde Üst Sınırı, Yirmi Gün Kuralı ve Oy Hakkından Yoksun Kayıt

Nama yazılı paylar borsaya kote ise Kanun onay rejiminin yerine daha dar bir rejim koyar; çünkü her alımın bir yönetim kurulu kararına bağlı olduğu bir açık piyasa işleyemez.

Madde 495/1 uyarınca şirket, borsaya kote nama yazılı payları iktisap eden kimseyi pay sahibi olarak tanımayı ancak esas sözleşmenin, iktisap edilebilecek nama yazılı paylara ilişkin olarak sermayeyi esas alan ve yüzde ile ifade edilen bir iktisap üst sınırı öngörmüş olması ve bu üst sınırın aşılmış olması hâlinde reddedebilir. Diğer tek ret sebebi m. 495/2'deki kendi hesabına beyanıdır: devralan, istemde bulunulmasına rağmen payları kendi ad ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket payların pay defterine kaydını reddedebilir. Yukarıda belirtildiği gibi üçüncü fıkra miras, mirasın paylaşımı, mal rejimi ve cebrî icra iktisaplarında her türlü ret hakkını kaldırır.

Madde 497 devralanın bu arada neye sahip olduğunu düzenler. Borsaya kote nama yazılı paylar borsada iktisap edildiğinde paylardan kaynaklanan haklar devirle birlikte devralana geçer. Borsa dışında iktisap edildiğinde haklar, devralanın pay sahipliğinin tanınması için şirkete başvurmasıyla geçer. Şirket tanıyıncaya kadar devralan genel kurula katılma ve oy hakkını ve oy hakkına bağlı diğer hakları kullanamaz; ancak tüm diğer pay sahipliği haklarının, özellikle rüçhan hakkının kullanılmasında herhangi bir sınırlamaya tabi değildir. Henüz tanınmamış devralanlar pay defterine oy hakkından yoksun pay sahibi olarak yazılır ve bu paylar genel kurulda temsil edilemez.

Madde 498 süreyi verir: şirket, devralanın pay sahibi olarak tanınması istemini aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralan pay sahibi olarak tanınmış sayılır. Madde 497/4 ise haksız reddin yaptırımını verir: ret hukuka aykırıysa şirket, mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren oy hakkını ve buna bağlı hakları tanır ve kendisine hiçbir kusur yükletilemeyeceğini ispat edemediği takdirde devralanın ret nedeniyle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.

Sermaye piyasası mevzuatı anlamında halka açık şirketlerde m. 499/5'in saklı tuttuğu Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydîleştirme ve kamuyu aydınlatma kuralları ayrıca uygulanır. Burada anlatılan şirketler hukuku katmanı bunların yerine geçmez.

8. Yabancı Alıcı, Satıcı ve Azınlık Pay Sahibinin Kontrol Etmesi Gerekenler: Uygulama Tablosu

Yukarıdaki kurallar, bir Türk anonim şirketinin nama yazılı paylarını konu alan her işlem için kısa bir soru listesine dönüşür.

DurumUygulanacak kuralSürePratik sonuç
Esas sözleşmede bağlam hükmü yok; paylar tamamen ödenmişTTK m. 490/1: serbest devirYokCiro ve teslim (veya yazılı devir beyanı) ile devir; devrin ispatı üzerine pay defterine kayıt (m. 499/2)
Bedeli tamamen ödenmemiş paylarTTK m. 491: kanuni onayÜç ay (m. 494/3)Ret yalnızca ödeme yeterliliğinin şüpheli olması ve teminat verilmemesi hâlinde; miras ve cebrî icra iktisapları hariç
Esas sözleşmede bağlam hükmü var; üçüncü kişiye satışTTK m. 492, 493/1-3Ret için üç ay; devredenin gerçek değer önerisini reddetmesi için bir ayRet yalnızca esas sözleşmedeki önemli sebeple, gerçek değer önerisiyle ya da kendi hesabına beyanının eksikliği hâlinde
Miras, mirasın paylaşımı, mal rejimi veya cebrî icra ile iktisapTTK m. 493/4, 494/2Üç ayMalvarlığı hakları derhâl geçer; oy ancak onayla; ret yalnızca gerçek değer önerisiyle
Borsaya kote nama yazılı paylar, borsa dışında iktisapTTK m. 495, 497, 498Yirmi günRet yalnızca esas sözleşmedeki yüzde üst sınırı aşılmışsa; tanınana kadar oy hakkından yoksun kayıt
Mevcut şirkette bağlam hükmü getirilmesiTTK m. 421/3-c, 421/4Her toplantıda aynı nisapSermayenin en az yüzde 75'ini oluşturan payların olumlu oyu

Alıcı için. Esas sözleşmeyi satıcının verdiği sürümden değil, ticaret sicilindeki hâliyle okuyun; bağlam hükmünü ve saydığı önemli sebepleri belirleyin; pay defterini alın ve satıcının kayıtlı pay sahibi olduğunu doğrulayın; kapanışı şirketin onayına ya da üç aylık sürenin geçmesine bağlayın; sürenin işlemeye başlaması için kendi hesabına beyanını başvuruya ekleyin. Pay sahipleri sözleşmesindeki salt sözleşmesel bir önalım hakkı yalnızca o sözleşmenin taraflarını bağlar; şirketi bağlayan esas sözleşmedeki bağlam hükmüdür ve deftere kimin yazılacağını yalnızca o belirler.

Satıcı için. Onay durumu bilinmeden tam bedelli bir satış sözleşmesi imzalamayın ve m. 493/6'daki bir aylık süreyi gerçek değer rakamının bildirildiği günden itibaren ajandaya işleyin. Kaçırılan bir ay, konumu “alıcıma satmakta serbestim”den “şirkete onun rakamıyla sattım”a çevirir.

Azınlık pay sahibi için. Bağlam hükmü iki yönlü keser: istenmeyen bir ortağı dışarıda tutabilir, ama sizin çıkışınızı da bir yönetim kurulu kararına ya da bir değerlemeye bağlar. İşletme konusunun değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasından sonraki m. 421/6'daki altı aylık pencere ile m. 493/5'teki şirketin masrafıyla yapılan mahkeme değerlemesi, dengeyi bir ölçüde geri getiren iki kanuni araçtır; süreler fark edilmeden geçerse ikisi de kaybedilir.

Bağlam hükmü etrafından dolaşılacak bir engel değil, işletilecek bir usuldür. Usulü doğru işleten şirketler pay sahibi tabanının denetimini elinde tutar; sürelerine uyan devralanlar ya payları ya da gerçek değerini alır. Bu alandaki kayıplar hemen her zaman zaman kayıplarıdır.

Sıkça sorulan sorular

Türk anonim şirketinin esas sözleşmesi pay devrini tümüyle yasaklayabilir mi?

Hayır. TTK m. 492/1 esas sözleşmenin yalnızca nama yazılı payların şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörmesine izin verir. Madde 493/7 esas sözleşmenin devredilebilirlik şartlarını Kanun'un izin verdiğinden daha ağır hâle getiremeyeceğini ekler. Devri yasaklamayı, süresiz bir devir yasağı koymayı ya da üçüncü bir kişinin muvafakatini aramayı amaçlayan bir hüküm kanuni iznin kapsamına girmez. Hamiline yazılı pay senetleri onay rejiminin tümüyle dışındadır; rejimin nama yazılı paylara uygulandığının söylenmesinin bir sebebi de budur.

Yönetim kurulu devir başvurumuza hiç cevap vermedi. Alıcı ne durumda?

Başvuru eksiksizse güçlü bir konumda. Madde 494/3 uyarınca şirket, istemi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmezse onay verilmiş sayılır. Alıcı alındı tarihini ispatlayabilmeli ve payları kendi adına ve hesabına aldığına ilişkin beyanı başvuruya eklemiş olmalıdır; çünkü m. 493/3 bu beyanın eksikliği hâlinde şirketin kaydı reddetmesine imkân verir. Onay verilmiş sayıldığında şirket m. 499 uyarınca alıcıyı pay defterine kaydetmek zorundadır.

Şirket onay vermek yerine payları satın almayı önerdiğinde 'gerçek değer' ne anlama gelir?

Payların başvurma anında, işletmenin bir bütün olarak değerine göre belirlenen değeridir; itibarî ya da defter değeri değildir. Taraflar anlaşamazsa m. 493/5, devralanın şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden gerçek değerin belirlenmesini istemesine imkân verir; mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır ve değerleme giderlerini şirket karşılar. Madde 493/6 uyarınca devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde rakamı reddetmezse şirketin önerisini kabul etmiş sayılır.

Bir Türk aile şirketinde miras yoluyla pay edindik, yönetim kurulu bizi tanımayı reddediyor. Bunu yapabilir mi?

Yalnızca tek bir yolla. Paylar miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra ile iktisap edilmişse m. 493/4 şirketin onayı ancak payları gerçek değeriyle devralmayı önererek reddetmesine izin verir; önemli sebep hükmüne dayanamaz. Madde 494/2 uyarınca payların mülkiyeti ve malvarlığına ilişkin haklar size çoktan geçmiştir; onaya kadar kullanamadığınız haklar genel kurula katılma ve oy haklarıdır. Borsaya kote nama yazılı paylarda m. 495/3 ret hakkını tümüyle kaldırır.

Çoğunluk pay sahibi biz yatırım yaptıktan sonra esas sözleşmeye bağlam hükmü ekleyebilir mi?

Ancak m. 421/3-c uyarınca sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oyuyla; m. 421/4 ilk toplantıda sağlanamayan nisabın sonraki toplantılarda da aynen aranmasını öngörür. Dolayısıyla yüzde yirmibeşten fazlasını elinde tutan bir pay sahibi ya da grup sınırlamanın getirilmesini engelleyebilir. Ayrıca m. 421/6, işletme konusunun tamamen değiştirilmesine veya imtiyazlı pay oluşturulmasına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahiplerine, Ticaret Sicili Gazetesindeki ilandan itibaren altı ay boyunca devir kısıtlamalarıyla bağlı olmama imkânı tanır.

Borsa İstanbul'da işlem gören paylarda kurallar nasıl farklılaşır?

Onay rejiminin yerini daha dar bir rejim alır. Madde 495 uyarınca şirket devralanı ancak esas sözleşmedeki yüzde ile ifade edilen iktisap üst sınırının aşılması ya da devralanın payları kendi ad ve hesabına aldığını beyan etmemesi hâlinde tanımayı reddedebilir; miras ve cebrî icra iktisapları reddedilemez. Madde 497 uyarınca borsada alınan paylardaki haklar devirle geçer, borsa dışında iktisap edenler şirkete başvurur ve tanınana kadar oy hakkından yoksun pay sahibi olarak kaydedilir; m. 498 şirketin yirmi gün içinde reddetmemesi hâlinde tanınmış sayılmayı öngörür. Sermaye piyasası kuralları ayrıca uygulanır.

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?İlgili çalışma alanı rehberimizi inceleyebilir veya yasal süreler ve aşamalar için durumunuzu test edebilirsiniz.

İlgili yazılar

Anonim Şirketlerde Sermaye Kaybı, Borca Batıklık (TTK m. 376) ve Yönetim Kurulu SorumluluğuYönetim Kurulu Cevap Vermeyi Bıraktığında: Anonim Şirkette Bilgi Alma, İnceleme Hakkı ve Özel Denetçi (TTK 437-444)Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyesinin Şirketle İşlem Yapma, Borçlanma ve Rekabet Yasağı (TTK m. 395 ve 396)Şirket Devralmalarında Satıcının Beyan ve Tekeffül Sorumluluğu (R&W), Tazminat Sınırları ve Eskrov Mekanizmaları
Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google değerlendirmesi · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın