İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku

Türkiye'de Bir İşçiyi Hukuka Uygun Şekilde İşten Çıkarmak: Yabancı İşveren Rehberi

Türkiye'de bir işçiyi hukuka uygun şekilde işten çıkarmak için genellikle tanınmış bir sebebe, doğru bir prosedüre ve doğru evraka ihtiyacınız vardır — bunlardan herhangi birini yanlış yaparsanız, işe iade kararı ve boşta geçen süre ücreti riskiyle karşılaşırsınız. Türk iş hukuku, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi kapsamında bir "geçerli sebebe" dayanan olağan, ihbar süreli bir fesih ile 25. madde kapsamında bir "haklı sebebe" dayanan derhal fesih arasında keskin bir çizgi çeker. Bu rehber her iki yolu, ödemeniz gereken ihbar ve kıdem tazminatını, gerekçeleri yazılı bildirme yükümlülüğünü ve işe iadeye yol açan maliyetli hatalardan nasıl kaçınılacağını açıklar. Türkiye'de personel istihdam eden yabancı şirketler için 2026 yılı itibarıyla hazırlanmıştır.

Türkiye'de Bir İş Sözleşmesini Sona Erdirmenin İki Yolu

Herhangi birini işten çıkarmadan önce, iki yasal yoldan hangisini kullandığınızı bilmeniz gerekir; çünkü bunlar farklı prosedürler, maliyetler ve riskler taşır. Türk iş hukuku, esas olarak 4857 sayılı İş Kanunu ile işverene belirsiz süreli bir sözleşmeyi sona erdirmenin iki ayrı yolunu tanır.

Yol 1: Bir "geçerli sebebe" dayanan olağan fesih

Bu, ihbar süreli, olağan bir işten çıkarmadır. Yasal ihbar süresini tanırsınız (veya bunun yerine ücretini ödersiniz), kıdem tazminatı ödersiniz ve — en önemlisi — iş güvencesi kapsamındaki işçiler için işçinin yeterliliğine ya da davranışlarına veya işin gereklerine bağlı bir geçerli sebebe sahip olmanız gerekir. Bu yol esas olarak 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile düzenlenir.

Yol 2: Bir "haklı sebebe" dayanan derhal fesih

Bu, ciddi, anlık bir işten çıkarmadır. İşçinin, 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesi kapsamına girecek kadar ağır bir davranışta bulunduğu durumlarda — örneğin belirli dürüstlük dışı davranışlar, şiddet veya haklı bir mazerete dayanmayan devamsızlık — sözleşmeyi ihbarsız, derhal sona erdirebilirsiniz. Belirli bir grup olayda (25/II. madde) ayrıca kıdem tazminatı da borçlu olmazsınız.

Kanun: "Geçerli sebebe" dayanan fesih 18. maddede; "haklı sebebe" dayanan derhal fesih ise 25. maddede yer alır. Bunlar birbirinin yerine geçmez. Bir haklı sebep her zaman aynı zamanda geçerli sebep sayılacak kadar ağırdır; ancak bir geçerli sebep (örneğin düşük performans) genellikle ihbarsız ve kıdem tazminatsız bir işten çıkarmayı haklı kılacak kadar ağır DEĞİLDİR.

Yanlış yolu seçmek, yabancı işverenlerin yaptığı en yaygın — ve en pahalı — hatalardan biridir. Olgular yalnızca bir "geçerli sebebi" destekliyorken "haklı sebebe" dayanarak işten çıkarırsanız, sonunda ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve üstüne işe iade borcuyla karşılaşabilirsiniz.

İş Güvencesi Kuralları Ne Zaman Uygulanır (ve Neden Önemlidir)

Bir işçinin işten çıkarılmasına itiraz edip işe iade talep edip edemeyeceği, onun 4857 sayılı Kanun'un 18 ila 21. maddelerindeki Türkiye'nin iş güvencesi rejimi kapsamına girip girmediğine bağlıdır. Bu, bir işveren için en önemli tek eşik sorusudur.

İş güvencesi kuralları genellikle yalnızca aşağıdakilerin tamamı sağlandığında uygulanır:

  • İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalıştırılıyorsa (işverenin Türkiye'deki aynı işkolundaki tüm işyerleri toplanarak sayılır);
  • İşçinin sizin yanınızda en az altı aylık kıdemi varsa (bazı dar istisnalar hariç); ve
  • Sözleşme belirsiz süreli ise ve işçi, işletmenin bütününü sevk ve idare etme ile işçi alma ve çıkarma yetkisine sahip bir işveren vekili değilse.
Bu neden önemli: İşçi kapsam içindeyse, geçerli bir sebebe sahip olmanız VE 19. maddedeki prosedürü izlemeniz gerekir, aksi takdirde işe iade için dava açabilirler. Kapsam DIŞINDA iseler — örneğin 30 işçinin altında küçük bir işyeri — genellikle bir "geçerli sebep" ispatlamak zorunda kalmadan ihbar ve kıdem tazminatı ödeyerek işten çıkarabilirsiniz; ancak yine de kötüye kullanım veya ayrımcılık niteliğinde bir işten çıkarmadan kaçınmanız gerekir ve yine de ihbar ve kıdem tazminatı borçlusunuz.

Rejim dışındaki işçiler için, haksız bir işten çıkarma yine de 17. madde kapsamında kötüniyet tazminatına yol açabilir — tipik olarak ihbar süresinin üç katı — dolayısıyla "iş güvencesi yok" demek "risk yok" demek değildir. İşçi sayınızı doğru hesaplamak, herhangi bir işten çıkarmadan önce kontrol edilecek ilk şeydir.

18. Madde Kapsamında Geçerli Sebebe Dayanan Fesih

İş güvencesi kapsamındaki işçiler için olağan bir işten çıkarma, ancak bir geçerli sebep gösterebilirseniz hukuka uygundur. 4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi, geçerli sebebin üç geniş ailesini tanır:

  • İşçinin yeterliliği — örneğin gerçek, belgelenmiş düşük performans ya da işçinin kasıtlı kusuru olmayan, işi yapamama durumu;
  • İşçinin davranışları — işyerini aksatan ya da yükümlülükleri ihlal eden, ancak "haklı sebep" sayılacak kadar ağır olmayan davranışlar (örneğin uyarılardan sonra tekrarlanan gecikmeler veya orta düzeydeki kötü davranışlar); ve
  • İşletmenin gerekleri — gerçek ekonomik, teknolojik veya yapısal ihtiyaçlar, örneğin gerçek bir yeniden yapılanma veya işten çıkarma (küçülme).

Geçerli sebep OLMAYAN durumlar

18. madde açıkça belirtir ki belirli sebepler hiçbir zaman geçerli sebep olamaz. Bunlar arasında sendika üyeliği veya faaliyeti, işverene karşı şikâyette bulunmak, ırk, renk, cinsiyet, medeni hâl, aile yükümlülükleri, gebelik, din, siyasi görüş ve yasal olarak korunan analık (doğum) izni sırasında işe gelmemek yer alır. Bunlardan herhangi birine dayanan bir işten çıkarma, işçi sayısından bağımsız olarak geçersizdir.

Buna dikkat: İşletme gereklerine (operasyonel) dayanan bir işten çıkarmanın ayakta kalabilmesi için, Türk mahkemeleri işverenin söz konusu pozisyonun gerçekten ortadan kalktığını VE işten çıkarmanın son çare olduğunu göstermesini bekler — yani başka bir pozisyonda değerlendirme imkânını gözettiğinizi ve kısa süre sonra aynı iş için yeniden işe alım yapmadığınızı. Kâğıt üzerinde belirtilen, gerçek bir özü olmayan "işletme gerekleri", düzenli olarak geçersiz sayılır.

Geçerli sebebe dayanan bir işten çıkarma yine de ihbar süreli bir işten çıkarmadır: ihbar (veya yerine ödeme) ve kıdem tazminatı borçlusunuz. "Geçerli sebep" şartı, işçiyi işe iadeye karşı korumakla ilgilidir — ödeme yükümlülüğünüzü ortadan kaldırmaz.

25. Madde Kapsamında Haklı Sebeple (Derhal) Fesih

4857 sayılı Kanun'un 25. maddesi, işçinin durumu yeterince ağır olduğunda sözleşmeyi derhal, ihbarsız sona erdirmenize olanak tanır. Bu, işçinin 24. madde kapsamındaki kendi derhal fesih hakkının bir yansımasıdır. 25. madde, işveren açısından haklı sebepleri dört başlık altında toplar:

I. Sağlık sebepleri

Örneğin, işçinin kendi kusuru ya da yaşam tarzı nedeniyle, üç iş günü üst üste (veya bir ayda beş iş gününden fazla) işe gelmesini engelleyen bir hastalık ya da sakatlık ortaya çıktığında, ya da bir hastalığın tedavi edilemez ve işe uygun olmadığının saptandığı durumlarda — maddedeki koşullara tabi olarak.

II. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller

Bu, uygulamada en çok önem taşıyan başlıktır ve kıdem tazminatını da ortadan kaldıran tek başlıktır. Diğerlerinin yanı sıra şunları kapsar: işe alınırken nitelikleri konusunda işvereni yanıltmak; ağır hakaret veya saldırılar; bir iş arkadaşının cinsel tacizi; işverene karşı suç işlemek veya güveni kötüye kullanmak (hırsızlık, ticari sırların ifşası); ve haklı bir mazerete dayanmayan devamsızlık — genel olarak, izinsiz ya da geçerli bir mazeret olmaksızın üst üste iki iş günü işe gelmemek veya maddede sayılan diğer devamsızlık örüntüleri.

III. Zorlayıcı sebepler

Zorlayıcı bir sebebin işçiyi bir haftadan fazla süreyle çalışmaktan alıkoyduğu durumlarda.

IV. Gözaltı veya tutukluluk

İşçinin gözaltında veya tutuklu kalma süresinin, kıdemine karşılık gelen ilgili ihbar süresini aşması durumunda.

Kanun: Yalnızca 25/II. madde (ahlak ve iyi niyet) kapsamında geçerli bir fesih, kıdem tazminatını ödememenize olanak tanır. I, III veya IV. başlıklar kapsamındaki bir haklı sebep feshi yine derhal ve ihbarsızdır, ancak kıdem tazminatı genellikle yine borçludur. Bu ayrımı yanlış yapmak sık görülen ve pahalı bir hatadır.

25/II. maddeyi kullanmaya niyetliyseniz, süre önem taşır: 26. madde uyarınca bu hakkı, kötü davranışı öğrenmenizden itibaren altı iş günü içinde ve her hâlde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanmanız gerekir (işçinin maddi bir menfaat sağladığı durumlarda bir yıllık üst sınır uygulanmaz). Kötü davranış üzerine altı iş gününden fazla beklerseniz haklı sebep hakkı düşer — daha sonra yapılacak herhangi bir işten çıkarma o zaman olağan, ihbar süreli bir fesih olarak yürütülmek zorunda kalır; ihbar tazminatı ve büyük olasılıkla kıdem tazminatı borçlu olarak.

İhbar ve Kıdem Tazminatı: Ödemeniz Gerekenler

Hukuka uygun işten çıkarmaların çoğunun merkezinde iki ayrı ödeme yer alır ve yabancı işverenler bunları sürekli karıştırır. İhbar tazminatı, sözleşmenin ihbar süresi çalışılmadan sona erdirilmesini telafi eder; kıdem tazminatı ise hizmet süresini ödüllendirir. Bunlar farklı hesaplanır ve farklı durumlarda borçlu olunur.

17. madde kapsamında ihbar süreleri ve ihbar tazminatı

Haklı sebep yerine olağan bir geçerli sebebe dayanarak işten çıkarırsanız, önceden ihbar tanımanız ya da yerine ihbar tazminatı ödemeniz gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi, kıdem süresine göre yasal asgari süreleri belirler:

  • 6 aydan az kıdem — 2 hafta;
  • 6 ay ile 1,5 yıl arası — 4 hafta;
  • 1,5 yıl ile 3 yıl arası — 6 hafta;
  • 3 yıldan fazla — 8 hafta.

Bunlar alt sınırlardır — bir sözleşme daha uzun süre belirleyebilir, daha kısa değil. İhbar süresi boyunca işçi çalışmaya devam eder ve yeni bir iş aramak için günde en az iki saat ücretli izne hak kazanır (27. madde). Bunun yerine sözleşmeyi derhal sona erdirip ihbar süresine ilişkin brüt ücreti ödeyebilirsiniz. Bunun her iki yönde de işlediğini unutmayın: bir işçi ihbar tanımadan istifa ederse, SİZE ihbar tazminatı borçlu olur. 25. madde kapsamındaki gerçek bir haklı sebep feshinde ihbar (ve ihbar tazminatı) borcu doğmaz.

1475 sayılı Kanun'un 14. maddesi kapsamında kıdem tazminatı

Kıdem tazminatı ayrı bir haktır ve önemli olarak, 4857 sayılı Kanun ile DEĞİL — yürürlükten kalkan eski 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi ile düzenlenir; bu maddeyi 4857 sayılı Kanun açıkça yürürlükte bırakmıştır. Genel kural olarak, en az bir yıllık kıdemi olan bir işçi, iş ilişkisi sona erdiğinde kıdem tazminatına hak kazanır: olağan bir geçerli sebep feshinde, I, III veya IV. başlıklar kapsamındaki bir haklı sebep feshinde ve hatta işçinin kendi haklı sebebiyle istifa ettiği (24. madde) ya da emekli olduğu durumlarda.

Tek büyük istisna: Kıdem tazminatını hukuka uygun şekilde YALNIZCA 25/II. madde (ahlak ve iyi niyet başlığı) kapsamında haklı sebeple işten çıkardığınızda ödemeyebilirsiniz. Diğer her yol yine kıdem tazminatını borçlu bırakır — yani I, III veya IV. başlıklar kapsamında "haklı sebep" sayılan bir fesih size ihbar tazminatından tasarruf ettirir ancak kıdem tazminatından ETTİRMEZ.

Genel bir kural olarak kıdem tazminatı, tamamlanan her bir hizmet yılı için 30 günlük brüt ücrettir, kısmi yıllar için orantılanır ve yalnızca temel maaşa değil, düzenli ek ödemeleri (sabit primler ve yemek ya da konaklamanın değeri gibi) de içeren geniş bir brüt ücrete dayanır. Hazine'nin her altı ayda bir, Ocak ve Temmuz'da yeniden belirlediği yıllık yasal bir üst sınır (kıdem tazminatı tavanı) vardır. Tavan yılda iki kez değiştiğinden, geçen yılki rakam şimdiden yanlış olabilir — bir ödeme bütçelemeden önce 2025-2026 kıdem tazminatı tavanının nasıl hesaplandığına bakın.

Gerekçeleri Yazılı Bildirme ve Adil Bir Prosedür İzleme Yükümlülüğü

İyi bir sebebiniz olsa bile, iş güvencesi kapsamındaki bir işçinin işten çıkarılması salt prosedür nedeniyle geçersiz sayılabilir. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesi, yabancı işverenlerin çoğu zaman gözden kaçırdığı şekil şartları getirir.

  • Fesih yazılı olmalıdır ve sebep açık ve somut biçimde belirtilmelidir. Muğlak bir "sizinle yollarımızı ayırıyoruz" yeterli değildir — belirttiğiniz sebep, mahkemede bağlı kalacağınız sebeptir.
  • İşçinin davranışına veya performansına dayanan işten çıkarmalarda, normalde önce işçinin savunmasını almanız gerekir. Davranış ya da yeterlilik nedeniyle, işçiye gerçek bir yanıt verme imkânı tanımadan işten çıkaramazsınız — olguların 25/II. madde iyi niyet başlığı kapsamına girdiği durumlar hariç.
Buna dikkat: Sebebi yazılı hâle getirmemek ya da işçinin yazılı savunmasını almadan davranış nedeniyle işten çıkarmak, altta yatan sebep gerçek olsa bile, feshi tek başına geçersiz kılabilir. Türk iş hukukunda prosedür bir şekil meselesi değildir; çoğu zaman davanın ta kendisidir.

Savunulabilir bir dosya için iyi uygulama: yeri geldiğinde yazılı uyarılar, işçinin savunmasının yazılı olarak istenmesi, işçinin yanıtı ve yazılı, somut, tarihli bir fesih bildirimi. Mesele daha sonra arabuluculuğa veya mahkemeye taşınırsa, sizi koruyan şey bu belge zinciridir. Doğru süreci en baştan kurmak, bir işe iade davasından çok daha ucuzdur ve ekibimiz fesih prosedürlerinizi ve sözleşmelerinizi düzene koymanıza yardımcı olabilir.

İşe İade Riski: Yanlış Yaparsanız Ne Olur

Bir Türk fesih sürecindeki en büyük mali risk, işe iade davasıdır. İş güvencesi kapsamındaki, geçerli bir sebep olmaksızın ya da uygun prosedür izlenmeden işten çıkarıldığına inanan bir işçi, işten çıkarmaya itiraz edebilir.

İzlenecek yol ve rakamlar 4857 sayılı Kanun'un 20 ve 21. maddeleriyle belirlenir:

Kanun: İşe iade, 4857 sayılı Kanun'un 20-21. maddelerinde düzenlenir; işe iade ya da para alacağı davasının ön koşulu olarak zorunlu arabuluculuk, 1 Ocak 2018'den beri yürürlükte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (3. madde) ile belirlenmiştir. Arabuluculuk başarısız olursa yargılama, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yürür.

Hepsi toplandığında, hatalı bir işten çıkarma uzun süredir çalışan bir işçi için kabaca bir yıllık ücrete veya daha fazlasına mal olabilir. İşte bu yüzden sakin, belgelenmiş yol — doğru sebep, doğru prosedür, doğru evrak, süreler içinde — neredeyse her zaman aceleci olandan daha ucuzdur. Bu davaların nasıl yürüdüğünü öğrenmek için Türk iş mahkemelerinin bu davaları nasıl ele aldığına bakın ve belirli bir çıkış sürecini planlamak için İngilizce konuşan iş hukuku ekibimizle görüşebilirsiniz.

Yabancı İşverenler İçin Özel Hususlar

Şirketiniz yabancı sermayeliyse ya da Türkiye'de yabancı personel istihdam ediyorsanız, yukarıdaki kuralların üzerine birkaç ek katman daha eklenir.

  • Aynı iş kanunu herkesi korur. İşe iade ve kıdem tazminatı dâhil 4857 sayılı İş Kanunu, işverenin ya da işçinin uyruğundan bağımsız olarak Türkiye'de çalışan personele uygulanır. Bu korumalardan sözleşmeyle vazgeçemezsiniz ve burada yapılan iş için bir yabancı hukuk hükmü, Türkiye'nin emredici iş hukuku kurallarının yerini almaz.
  • Bir yabancı işçiyi işten çıkarmak bir izin adımını tetikler. 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamındaki çalışma izni işverene özeldir. İş ilişkisini sona erdirdiğinizde, çalışma iznini iptal eden Bakanlığa bildirimde bulunmanız gerekir — kısa yasal bildirim süreleri vardır ve bildirimde bulunmamak idari para cezası doğurabilir.
  • SGK çıkış işlemleri. İşçinin işten çıkışını (işten çıkış bildirgesi) yasal süre içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) bildirmeniz ve doğru fesih (çıkış) kodunu seçmeniz gerekir; bu kod, işçinin işsizlik ödeneği uygunluğunu etkiler. Yanlış kod, sonraki bir uyuşmazlıkta tek başına delil hâline gelebilir.
Bunu tek bir süreç olarak planlayın: Bir yabancı işçi için iş hukukundan kaynaklanan çıkış, çalışma izninin iptali ve SGK bildirimi farklı sürelerle işler. Bunları doğru sıralamak — ve işten çıkarma için belirttiğiniz sebeple tutarlı biçimde — temiz bir feshin üç ayrı soruna dönüşmesini önler. Belirli bir durumu konuşmak için İngilizce konuşan iş hukuku ekibimizle görüşebilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de işten çıkarırken geçerli sebep ile haklı sebep arasındaki fark nedir?

4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamındaki bir "geçerli sebep", olağan, ihbar süreli bir işten çıkarmadır — ihbar (veya yerine ödeme) ve kıdem tazminatı vermeniz gerekir ve iş güvencesi kapsamındaki personel için yeterliliğe, davranışa veya işin gereklerine bağlı gerçek bir sebebe ihtiyacınız vardır. 25. madde kapsamındaki bir "haklı sebep" ise ağır bir kötü davranış nedeniyle derhal, ihbarsız bir işten çıkarmadır. Yalnızca 25/II. madde (ahlak ve iyi niyet) başlığı ayrıca kıdem tazminatını ödememenize de olanak tanır. Olgular yalnızca bir "geçerli sebebi" desteklerken bir işten çıkarmayı "haklı sebep" olarak nitelendirmek, yaygın ve pahalı bir hatadır.

Bir işçiyi işten çıkardığımda her zaman kıdem tazminatı ödemek zorunda mıyım?

İşçinin en az bir yıllık kıdemi varsa, neredeyse tüm durumlarda evet. Kıdem tazminatı, eski 1475 sayılı Kanun'un 14. maddesinden gelir ve olağan bir geçerli sebep feshinde ve 25. maddenin I, III ve IV. başlıkları kapsamındaki haklı sebep fesihlerinde borçludur. Tek istisna, 25/II. madde (ahlak ve iyi niyet) kapsamındaki hukuka uygun bir haklı sebep feshidir — yalnızca orada kıdem tazminatını ödemeyebilirsiniz. Kendi haklı sebebiyle istifa eden bir işçi bile kıdem tazminatını korur.

Türkiye'de bir işçiye ne kadar ihbar süresi tanımam gerekir?

4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca yasal asgari ihbar süresi, 6 aydan az kıdem için 2 hafta, 6 ay ile 1,5 yıl arası için 4 hafta, 1,5 yıl ile 3 yıl arası için 6 hafta ve 3 yıldan fazla için 8 haftadır. Bunlar asgari sürelerdir; bir sözleşme daha uzun süre belirleyebilir. İşçiye ihbar süresini çalıştırmak yerine ihbar tazminatı ödeyebilirsiniz. 25. madde kapsamındaki gerçek bir haklı sebep feshinde ihbar gerekmez.

Bir işçi işten çıkarıldıktan sonra ne zaman işe iade talep edebilir?

Bir işçi, iş güvencesi rejimi kapsamındaysa — genellikle 30 veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyeri, en az 6 aylık kıdem ve belirsiz süreli bir sözleşme — ve geçerli bir sebep ya da uygun prosedür olmaksızın işten çıkardıysanız, 4857 sayılı Kanun'un 20-21. maddeleri kapsamında işe iade talep edebilir. İşçinin bir ay içinde zorunlu arabuluculuğa başvurması, başarısız olursa mahkemede dava açması gerekir. Mahkemede işveren, geçerli sebebi ispatlamak zorundadır. Başarılı bir talep, 4-8 aylık tazminat artı 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti anlamına gelebilir.

Türkiye'de işten çıkarma için gerekçeleri yazılı bildirmem gerekir mi?

İş güvencesi kapsamındaki bir işçi için evet. 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesi, feshin açık ve somut bir sebep belirtilerek yazılı yapılmasını gerektirir; davranış veya performansa dayanan fesihlerde ise normalde önce işçinin yazılı savunmasını almanız gerekir. Bunu yapmamak, altta yatan sebep gerçek olsa bile feshi salt prosedür nedeniyle geçersiz kılabilir. Haklı sebep feshinde ayrıca, kötü davranışı öğrenmenizden itibaren altı iş günü içinde hareket etmeniz gerekir (26. madde).

Yabancı işçiler aynı işten çıkarma kurallarıyla korunur mu?

Evet. İhbar, kıdem tazminatı ve işe iade dâhil 4857 sayılı İş Kanunu, uyruğa bakılmaksızın Türkiye'de çalışan tüm personele uygulanır ve bu emredici korumalardan sözleşmeyle vazgeçemezsiniz. Bir yabancı işçiyi işten çıkarmak ayrıca ayrı adımları da tetikler: 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında çalışma izninin iptali ve doğru fesih koduyla SGK çıkış bildirgesinin verilmesi — her biri kendi süresine tabi olarak.

Bu konuda avukata mı ihtiyacınız var?Sürecin tamamını, açık ve sabit bir ücretle baştan sona yürütüyoruz.
Bir avukatla görüşün

İlgili yazılar

Kıdem Tazminatı Tavanı 2026: Hesaplama ve Süreİş Mahkemesi Davası Nasıl Açılır? Süreç ve Sürelerİş Hukukunda 2026 Değişiklikleri: İşverenin Rehberi
Başlayalım

Dilinizi konuşan bir Türk avukatla görüşün.

Ticari, kurumsal veya kişisel meselenizi bize iletin; gerçek bir Türk avukattan net, sabit ücretli bir yanıt alın — genellikle bir iş günü içinde.

★★★★★ 4.9 60 Google yorumu · Mondaq, Clutch ve Trustpilot'ta yer aldık
WhatsApp'tan yazın
Gerçek bir avukat yanıtlar — genelde gün içinde
WhatsAppE-postaRandevu alın